6 Nisan 2012 Cuma



MARTILAR


Odam da masa başında otururken aniden bir telefon çaldı arayan mühim ahbab Kubilay’dı.
‘‘ Eve geliyorum senden kitap alacam’’ dedi. ‘‘Tamam bekliyorum gel ’’ dedim. Dediği gibi de geldi ben de kitapları verdim. Tam Kubilay gidecekken ‘‘ Maça ne zaman gideceksin? ’’ dedim. ‘‘ Babam bi bilet bulmuş sen İboyla konuştunmu sana bilet bulmuş mu ? ’’ dedi. ‘‘ Yok bulamadı bu maç için zormuş bilet bulması.’’ dedim. Kubilay ‘‘ Maratonun güvenlik amiri Mehmet abi bize sokacakmış benle girersin ’’dedi. ‘‘ Vallamı lan ’’ dedim. ‘‘ Gireriz sen merak etme ’’dedi. O dakka Kubilayla önceden planladığımız Kayra’nın ‘‘ Bizim için deniz martılar falan uzak tren sesiyle eskiden kaçardı uykular ’’ sözünü pankart yapma fikri geldi. ‘‘ Lan olum pankartı yapardık mis gibi. ’’ dedim. ‘‘ E olum ben sana dedim pankartı yapalım diye sen caydın  yok boş ver ya bilet bulamadık dedin ’’ dedi. Hemen kafamda şimşekler çaktı beş saatlik kısa bir süremiz vardı ama neden olmasın. Plan belli çarşıya git Bursa Kumaşçısın’dan amerikan bezi al ve üstüne sloganı yaz. Zamanı hızlı kullanırsak neden olmasın. Anneme seslendim ‘‘Anne ben çarşıya iniyorum haberin olsun’’ dedim. O da ‘‘ Bende ineyim bekle beni’’ dedi. Kubilayda o sıra evde yapması gereken işlerinden dolayı evine doğru yol aldı ilerleyen dakkalarda Kubilay’la buluşma kararı aldık. Annemle kumaşçıya girdik beş metreye iki yüz on santimlik bir kumaş aldık. Annem başka işleri için benden ayrıldı, bende boyacıya doğru yol aldım. Bir kilogramlık subazlı kırmızı boyayı aldıktan sonra Kubilay’ı aradım ‘‘ Nerdesin? ’’ dedim. ‘‘Az kaldı geliyorum dedi.’’. ‘‘ Tamam postanenin orda seni bekliyorum.’’ dedim. Postanenin orda Kubilay elinde saç kurutma makinesiyle arabaya doğru geliyordu. Bezin üstündeki boyayı kurutmak için yeterli hava sirkilasyonunu saç kurutma makinesiyle sağlıyacaktık ama kullanmadık. Eve çıktık. Evin arkasına geçtik, bezi yere serdik başladık yazmaya. İlk niyetimiz tüm sözü yazmaktı ama boyamayı yaptıkça martılardaki lar ekini atmaya karar verdik sonra falan uzakı aşağı satıra yazma kararı aldık ama  bir türlü sığdıramıyorduk. O  sırada aptalca bir bahar yağmuru yağdı ve tüm işimizi iyice batırdı. Apartmanın içine bezi taşıdık. Umutsuzluk baş göstermeye başladı. Yetişmiycek galiba derken aşağı satıra ‘‘ Tren sesiyle eskiden kaçardı uykular.’’ cümlesininde sığmadığını farkına vardık. Durdum ve kararı aldım Kubilay’a ‘‘ Makasla altını kesiyoruz sadece ‘‘Bizim için deniz martı falan uzak.’’ kısmı kalsın dedim. Kubilay ‘‘ Saçma olur ’’ dedi. İçimden ‘‘Bunca emek sıralar altı unutulan defter olamaz.’’ dedim. Dışımdansa ‘‘ Onca uğraştık geri dönülmez bu saatten sonra.’’dedim. Makasla alt satırı kestik ve sadece ‘‘ Bizim için deniz martı falan uzak.’’ kısmı kaldı. Pankart çok boş duruyordu. Köşelerine martı ve vapur çizdikden sonra pankartı kurumaya aldık. Evde yemek yedikden sonra pankartı bagaja koyup yola çıktık. İboyu aradık nerde olduğumuzu söyledik, ibo geldi biraz sinirli gözüküyordu. İbo ‘‘ Hocanın çocuğunu maça soktum ben giremedim.’’ dedi. ‘‘Hayda nasıl girecez Kubi’’ dedim. İçimi karamsarlık aldı halbuki kafayı dağıtmak için güzel bir meşkale bulmuştuk, bu saatten sonra pankart açılmazsa boşa kürek çekmiş olacaktık. Biraz daha konuştuktan sonra Kubilay’ın maça girip pankartı ünimavi ateş ekibiyle açmasının en uygun seçenek olduğuna karar kıldık. Kubilay maça gitti, ben ve ibonun tanımadığım bir arkadaşı arabayı binip geri döndük. İbo sonradan eve geçti, ben de mühim ahbablardan Gürkan’la buluşup maçı televizyondan seyretmeye gittim. Pankartı belki televizyonda görürüm umudu içimi kapladı. Kubilaydan gelen bir mesajla umudum suya düşmüştü. Mesaj şu şekildeydi ‘‘ Stadın heryerinde kareografi var ya açmıyacaklar heralde pankartı ya’’ . Evet emekler yine sıralar altı unutulan defter olmuştu bari bu olmasaydı iyi olurdu. Maç başladı sıkıcı bir maçdıki kubiden maçın sonlarına doğru mesaj geldi. Pankartı yetmiş sekizinci dakikada açmışlardı, güzel bir haberdi çok hoşuma gitmişti bu haber. Türübünlerde pankarta ne yazıyor sorularına, ‘‘ Emeğin başkentine hoşgeldiniz ’’ yazıyor diye asılsız iddialarında atılması beni ayrı bir mutlu etmişti. Evet ilk vakitler emeklerimiz sıralar altı unutulan defter olmuş olabilir ama sonradan o defter bir şekilde amaçsızda olsa tekrardan çantaya girdi.       

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder