MARTILAR
Odam da masa başında otururken aniden bir telefon çaldı arayan mühim ahbab Kubilay’dı.
‘‘ Eve geliyorum senden kitap
alacam’’ dedi. ‘‘Tamam bekliyorum gel ’’ dedim. Dediği gibi de geldi ben de
kitapları verdim. Tam Kubilay gidecekken ‘‘ Maça ne zaman gideceksin? ’’
dedim. ‘‘ Babam bi bilet bulmuş sen İboyla konuştunmu sana bilet bulmuş mu ? ’’
dedi. ‘‘ Yok bulamadı bu maç için zormuş bilet bulması.’’ dedim. Kubilay ‘‘
Maratonun güvenlik amiri Mehmet abi bize sokacakmış benle girersin ’’dedi.
‘‘ Vallamı lan ’’ dedim. ‘‘ Gireriz sen merak etme ’’dedi. O dakka Kubilayla
önceden planladığımız Kayra’nın ‘‘ Bizim için deniz martılar falan uzak tren
sesiyle eskiden kaçardı uykular ’’ sözünü pankart yapma fikri geldi. ‘‘ Lan
olum pankartı yapardık mis gibi. ’’ dedim. ‘‘ E olum ben sana dedim pankartı
yapalım diye sen caydın yok boş ver ya
bilet bulamadık dedin ’’ dedi. Hemen kafamda şimşekler çaktı beş saatlik kısa
bir süremiz vardı ama neden olmasın. Plan belli çarşıya git Bursa Kumaşçısın’dan
amerikan bezi al ve üstüne sloganı yaz. Zamanı hızlı kullanırsak neden olmasın.
Anneme seslendim ‘‘Anne ben çarşıya iniyorum haberin olsun’’ dedim. O da ‘‘
Bende ineyim bekle beni’’ dedi. Kubilayda o sıra evde yapması gereken
işlerinden dolayı evine doğru yol aldı ilerleyen dakkalarda Kubilay’la buluşma
kararı aldık. Annemle kumaşçıya girdik beş metreye iki yüz on santimlik bir
kumaş aldık. Annem başka işleri için benden ayrıldı, bende boyacıya doğru yol
aldım. Bir kilogramlık subazlı kırmızı boyayı aldıktan sonra Kubilay’ı aradım
‘‘ Nerdesin? ’’ dedim. ‘‘Az kaldı geliyorum dedi.’’. ‘‘ Tamam postanenin orda
seni bekliyorum.’’ dedim. Postanenin orda Kubilay elinde saç kurutma
makinesiyle arabaya doğru geliyordu. Bezin üstündeki boyayı kurutmak için
yeterli hava sirkilasyonunu saç kurutma makinesiyle sağlıyacaktık ama
kullanmadık. Eve çıktık. Evin arkasına geçtik, bezi yere serdik başladık
yazmaya. İlk niyetimiz tüm sözü yazmaktı ama boyamayı yaptıkça martılardaki lar
ekini atmaya karar verdik sonra falan uzakı aşağı satıra yazma kararı aldık
ama bir türlü sığdıramıyorduk. O sırada aptalca bir bahar yağmuru yağdı ve tüm
işimizi iyice batırdı. Apartmanın içine bezi taşıdık. Umutsuzluk baş göstermeye
başladı. Yetişmiycek galiba derken aşağı satıra ‘‘ Tren sesiyle eskiden kaçardı
uykular.’’ cümlesininde sığmadığını farkına vardık. Durdum ve kararı aldım
Kubilay’a ‘‘ Makasla altını kesiyoruz sadece ‘‘Bizim için deniz martı falan
uzak.’’ kısmı kalsın dedim. Kubilay ‘‘ Saçma olur ’’ dedi. İçimden ‘‘Bunca emek
sıralar altı unutulan defter olamaz.’’ dedim. Dışımdansa ‘‘ Onca uğraştık geri
dönülmez bu saatten sonra.’’dedim. Makasla alt satırı kestik ve sadece ‘‘ Bizim
için deniz martı falan uzak.’’ kısmı kaldı. Pankart çok boş duruyordu.
Köşelerine martı ve vapur çizdikden sonra pankartı kurumaya aldık. Evde yemek
yedikden sonra pankartı bagaja koyup yola çıktık. İboyu aradık nerde olduğumuzu
söyledik, ibo geldi biraz sinirli gözüküyordu. İbo ‘‘ Hocanın çocuğunu maça
soktum ben giremedim.’’ dedi. ‘‘Hayda nasıl girecez Kubi’’ dedim. İçimi
karamsarlık aldı halbuki kafayı dağıtmak için güzel bir meşkale bulmuştuk, bu
saatten sonra pankart açılmazsa boşa kürek çekmiş olacaktık. Biraz daha
konuştuktan sonra Kubilay’ın maça girip pankartı ünimavi ateş ekibiyle
açmasının en uygun seçenek olduğuna karar kıldık. Kubilay maça gitti, ben ve
ibonun tanımadığım bir arkadaşı arabayı binip geri döndük. İbo sonradan eve
geçti, ben de mühim ahbablardan Gürkan’la buluşup maçı televizyondan seyretmeye
gittim. Pankartı belki televizyonda görürüm umudu içimi kapladı. Kubilaydan
gelen bir mesajla umudum suya düşmüştü. Mesaj şu şekildeydi ‘‘ Stadın
heryerinde kareografi var ya açmıyacaklar heralde pankartı ya’’ . Evet emekler
yine sıralar altı unutulan defter olmuştu bari bu olmasaydı iyi olurdu. Maç
başladı sıkıcı bir maçdıki kubiden maçın sonlarına doğru mesaj geldi. Pankartı
yetmiş sekizinci dakikada açmışlardı, güzel bir haberdi çok hoşuma gitmişti bu
haber. Türübünlerde pankarta ne yazıyor sorularına, ‘‘ Emeğin başkentine
hoşgeldiniz ’’ yazıyor diye asılsız iddialarında atılması beni ayrı bir mutlu
etmişti. Evet ilk vakitler emeklerimiz sıralar altı unutulan defter olmuş
olabilir ama sonradan o defter bir şekilde amaçsızda olsa tekrardan çantaya
girdi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder