(3 yıl
önce) Gece on iki sularında kapı çaldı. Böyle durumlarda daima evde ufakta
olsa bir gerginlik olur. Bizim evde her daim gece çalan kapı yada gece çalan telefon
hep kuşkuyla açılmıştır. O gece çalan kapı da kuşkuyla karşılanarak babam
tarafından açıldı. Kapıyı çalan karşı komşumuz Sedat Abi'di. Sedat Abi bekar hayatı yaşayan bir diş doktoruydu. Akşam yemeklerini plastik tabaklardan
yiyen, kirli çamaşırlarını kuru temizlemeye götüren, ara sıra yüksek seste
müzik dinleyen bir insandı. Bana selam vermekten her daim kaçınırdı açıkcası
bende ona selam vermekten kaçınırdım. O kapının önüne çıktığında asansörden
inmesini bekleyip, o indikten sonra bende inerdim. Herneyse asıl hikayemize
dönelim. Sedat abiyi hiç bu kadar panik hissetmemiştim. Hissetmemiştim diyorum
çünkü ben başka oda da olduğum için onu göremiyordum sadece sesini duyuyordum. Babam
‘‘ Noldu Sedat hayırdır? ’’ dedi. Sedat abi ‘‘ Şeref
abi çok kötüyüm çok kötüyüm abim trafik kazası geçirmiş yoğun bakımdaymış ben
şimdi Sinop’a gidiyorum haberiniz olsun.’’ dedi. Annem duyar duymaz yataktan
kalkıp hemen kapının yanına geldi ‘‘ Ne diyosun Sedat nerde olmuş? ’’ dedi.
Sedat abi de ‘‘ Sinop çıkışında olmuş abla çok kötüyüm, şimdi ben gidiyim.’’ dedi
ve gitti. Sonradan Sedat Abi’nin abisinin yaşamını yitirdiğini öğrendik. Sedat
abinin abisi kısa boylu, kirli sakallı, kısa saçlı hafif beyaz tenli biriydi.
Kırmızı renk Fiat marka bir arabası vardı. O araba malasef sonunu getirmişti.
(Şimdi.)
Babam ve annem evde temizlik yapıyorlardı. Bende onların temizlik yapmalarından
rahatsız olmuş şekilde öylece oturuyordum. Babam ve annemin yorgun olduklarını
anladıktan sonra moralim bozulmuştu. Yardım etsem iyi olacak düşüncesiyle
elektrik süpürgesini kaptığım gibi evi süpürmeye başladım. Havanın
sıcaklığından dolayı üstümü çıkarıp üzerimde atletle evi süpürmeye devam ettim.
Koridorları süpürdükten sonra elektrik süpürgesinin fişini çıkarmak için
banyoya yöneldim. O sırada kapı çaldı. Annem kapıyı açtı karşısında Sedat Abi’nin
annesi Müjgan Teyze vardı. Bende malum üzerimde atlet olduğu için banyodan
çıkamadım çünkü kapının önünde Müjgan Teyze vardı ve banyonun çıkışını
görebiliyordu. Ama sabırsızlık yapıp ilk önce kafamı dışardan uzattım Müjgan
teyze beni gördü. Kafamı hemen içeri soktum ama dayanamadım ve ‘‘ Görürse görür
nolcak.’’ diyerek elime aldım elektrik süpürgesini oturma odasına geçtim,
kapıyı kapadım ve odayı süpürmeye başladım. İki dakika geçti geçmedi annem
oturma odasının kapısını açtı. Bana bir şeyler diyordu ama anlamadım. Süpürgeyi
kapadım ‘‘ Heh şimdi söyle. ’’ dedim. ‘‘ Müjgan teyzen ağladı.’’ dedi. ‘‘ Noldu
niye ağladı? ’’ dedim. ‘‘ Seni Mehmet’e benzetmiş.’’ dedi. Mehmet Abi malum
trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Ben de ‘‘ Alla alla nerden benzetti ki? ’’
dedim. Annem de ‘‘ Onların da evlerinde temizlik işini Mehmet yaparmış, tip olarak
da biraz benziyosun ya ondan seni Mehmet’e benzetti, kadıncağız Hakim olamadı
kendine ağladı kapının eşiğinde’’ dedi. Kötü olmuştum banyodan çıkmasam
hakikatten iyi olacakmış gerçi bilemezdim benim birilerini hatırlattıp böyle
bir durum yaşatacağımı. Değişikti yaşamını yitirmiş birine benzetilmek ve yaşamını yitirmiş birini hatırlatmak güzel bir şey değildi. Hele hele bir insana
çok sevdiği bir insanı hatırlatmak insana suçluluk hissettiriyordu. O günden
sonra Müjgan Teyze bizim eve kendi elleriyle yaptığı yemekleri daha çok ikram
etmeye başladı. Tabi ki eskidende ikram yapıyordu fakat ikramların sıklığı
artmıştı. Hatta bir keresinde ‘‘ Alın Gülcan Hanım Abdul Can’a yaptım. Afiyet
olsun. ’’ dediğini duymuştum. Müjgan Teyze’nin yemekleri gerçekten lezzetliydi
fakat lezzetli olduğu kadarda hüzün vericiydi. Lezzetli ve hüzün veren
ikramlar; insan yemeği yerken gerçekten bir garip oluyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder