26 Haziran 2012 Salı

KARŞI KOMŞU AĞLARKEN


              (3 yıl önce) Gece on iki sularında kapı çaldı. Böyle durumlarda daima evde ufakta olsa bir gerginlik olur. Bizim evde her daim gece çalan kapı yada gece çalan telefon hep kuşkuyla açılmıştır. O gece çalan kapı da kuşkuyla karşılanarak babam tarafından açıldı. Kapıyı çalan karşı komşumuz Sedat Abi'di. Sedat Abi bekar hayatı yaşayan bir diş doktoruydu. Akşam yemeklerini plastik tabaklardan yiyen, kirli çamaşırlarını kuru temizlemeye götüren, ara sıra yüksek seste müzik dinleyen bir insandı. Bana selam vermekten her daim kaçınırdı açıkcası bende ona selam vermekten kaçınırdım. O kapının önüne çıktığında asansörden inmesini bekleyip, o indikten sonra bende inerdim. Herneyse asıl hikayemize dönelim. Sedat abiyi hiç bu kadar panik hissetmemiştim. Hissetmemiştim diyorum çünkü ben başka oda da olduğum için onu göremiyordum sadece sesini duyuyordum. Babam ‘‘ Noldu Sedat hayırdır? ’’ dedi. Sedat abi ‘‘ Şeref abi çok kötüyüm çok kötüyüm abim trafik kazası geçirmiş yoğun bakımdaymış ben şimdi Sinop’a gidiyorum haberiniz olsun.’’ dedi. Annem duyar duymaz yataktan kalkıp hemen kapının yanına geldi ‘‘ Ne diyosun Sedat nerde olmuş? ’’ dedi. Sedat abi de ‘‘ Sinop çıkışında olmuş abla çok kötüyüm, şimdi ben gidiyim.’’ dedi ve gitti. Sonradan Sedat Abi’nin abisinin yaşamını yitirdiğini öğrendik. Sedat abinin abisi kısa boylu, kirli sakallı, kısa saçlı hafif beyaz tenli biriydi. Kırmızı renk Fiat marka bir arabası vardı. O araba malasef sonunu getirmişti.
            (Şimdi.) Babam ve annem evde temizlik yapıyorlardı. Bende onların temizlik yapmalarından rahatsız olmuş şekilde öylece oturuyordum. Babam ve annemin yorgun olduklarını anladıktan sonra moralim bozulmuştu. Yardım etsem iyi olacak düşüncesiyle elektrik süpürgesini kaptığım gibi evi süpürmeye başladım. Havanın sıcaklığından dolayı üstümü çıkarıp üzerimde atletle evi süpürmeye devam ettim. Koridorları süpürdükten sonra elektrik süpürgesinin fişini çıkarmak için banyoya yöneldim. O sırada kapı çaldı. Annem kapıyı açtı karşısında Sedat Abi’nin annesi Müjgan Teyze vardı. Bende malum üzerimde atlet olduğu için banyodan çıkamadım çünkü kapının önünde Müjgan Teyze vardı ve banyonun çıkışını görebiliyordu. Ama sabırsızlık yapıp ilk önce kafamı dışardan uzattım Müjgan teyze beni gördü. Kafamı hemen içeri soktum ama dayanamadım ve ‘‘ Görürse görür nolcak.’’ diyerek elime aldım elektrik süpürgesini oturma odasına geçtim, kapıyı kapadım ve odayı süpürmeye başladım. İki dakika geçti geçmedi annem oturma odasının kapısını açtı. Bana bir şeyler diyordu ama anlamadım. Süpürgeyi kapadım ‘‘ Heh şimdi söyle. ’’ dedim. ‘‘ Müjgan teyzen ağladı.’’ dedi. ‘‘ Noldu niye ağladı? ’’ dedim. ‘‘ Seni Mehmet’e benzetmiş.’’ dedi. Mehmet Abi malum trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Ben de ‘‘ Alla alla nerden benzetti ki? ’’ dedim. Annem de ‘‘ Onların da evlerinde temizlik işini Mehmet yaparmış, tip olarak da biraz benziyosun ya ondan seni Mehmet’e benzetti, kadıncağız Hakim olamadı kendine ağladı kapının eşiğinde’’ dedi. Kötü olmuştum banyodan çıkmasam hakikatten iyi olacakmış gerçi bilemezdim benim birilerini hatırlattıp böyle bir durum yaşatacağımı. Değişikti yaşamını yitirmiş birine benzetilmek ve yaşamını yitirmiş birini hatırlatmak güzel bir şey değildi. Hele hele bir insana çok sevdiği bir insanı hatırlatmak insana suçluluk hissettiriyordu. O günden sonra Müjgan Teyze bizim eve kendi elleriyle yaptığı yemekleri daha çok ikram etmeye başladı. Tabi ki eskidende ikram yapıyordu fakat ikramların sıklığı artmıştı. Hatta bir keresinde ‘‘ Alın Gülcan Hanım Abdul Can’a yaptım. Afiyet olsun. ’’ dediğini duymuştum. Müjgan Teyze’nin yemekleri gerçekten lezzetliydi fakat lezzetli olduğu kadarda hüzün vericiydi. Lezzetli ve hüzün veren ikramlar; insan yemeği yerken gerçekten bir garip oluyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder