Tek Vesait

Yağmur çisiliyordu. Bulutlar siyah ve gri agaçlar sanki daha bir koyu yeşil bina
camları ise daha net yansıtıyordu görüntüyü. Sanki her cenazeye gittiğimde hava
hep böyle oluyordu. Bebek cenazesi, yaşlı cenazesi, çocuk cenazesi, genç cenazesi veya orta yaşlı cenazesi. Kış da olsa, yaz da olsa, son yada ilk
farketmez bahar da olsa, cenazenin sanki tek bir iklimi var; oda az önce
saydıklarımla oluşuyor gibi. Bayanlar olabildiğince ev haliyle, baylar ise otobüsle şehirler arası yolculuğa çıkar gibi giyinip geliyor cenazeye. Kalabalıkda
gözüme çarpan en profesyonel kişi imam. İmamdan sonra gelen ikinci kişi ise ben
deniz. Çünkü 25 yıldan beri cenaze aracı şoförlüğü yapmak kendime profesyonel
sıfatı yüklememe neden olan bir durum. Bir morg ne kadar kefenli vücut gördüyse
ben de bir o kadar tabutlu gördüm. Tek vesait giden bir aracın şoförü olmak
kimi zaman zor anlar yaşatsada ne yalan söyliyim avantajlarıda olmuyor değil. Bu
sayede birçok ünlü insanla tanışma fırsatım oldu. Bu ünlüler iş adamlarından
tutun sporun önemli şahsiyetlerine, müzik dünyasının efsanelerinden
siyasetcilere, yer altı dünyasının karanlık simalarından tiyatro oyuncularına
kadar uzanan geniş bir yelpazeden oluşuyordu. Aslında bu geniş yelpaze aklımı karıştırsada hoşumada gidiyordu... ( Arkadaşlar bu yazı şu anda yazdığım tek vesait adlı senaryodan bir kısım. Beğeninize sunmak istedim.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder