20 Mayıs 2012 Pazar

Tek Vesait


         Yağmur çisiliyordu. Bulutlar siyah ve gri agaçlar sanki daha bir koyu yeşil bina camları ise daha net yansıtıyordu görüntüyü. Sanki her cenazeye gittiğimde hava hep böyle oluyordu. Bebek cenazesi, yaşlı cenazesi, çocuk cenazesi, genç cenazesi veya orta yaşlı cenazesi. Kış da olsa, yaz da olsa, son yada ilk farketmez bahar da olsa, cenazenin sanki tek bir iklimi var; oda az önce saydıklarımla oluşuyor gibi. Bayanlar olabildiğince ev haliyle, baylar ise otobüsle şehirler arası yolculuğa çıkar gibi giyinip geliyor cenazeye. Kalabalıkda gözüme çarpan en profesyonel kişi imam. İmamdan sonra gelen ikinci kişi ise ben deniz. Çünkü 25 yıldan beri cenaze aracı şoförlüğü yapmak kendime profesyonel sıfatı yüklememe neden olan bir durum. Bir morg ne kadar kefenli vücut gördüyse ben de bir o kadar tabutlu gördüm. Tek vesait giden bir aracın şoförü olmak kimi zaman zor anlar yaşatsada ne yalan söyliyim avantajlarıda olmuyor değil. Bu sayede birçok ünlü insanla tanışma fırsatım oldu. Bu ünlüler iş adamlarından tutun sporun önemli şahsiyetlerine, müzik dünyasının efsanelerinden siyasetcilere, yer altı dünyasının karanlık simalarından tiyatro oyuncularına kadar uzanan geniş bir yelpazeden oluşuyordu. Aslında bu geniş yelpaze aklımı karıştırsada hoşumada gidiyordu... ( Arkadaşlar bu yazı şu anda yazdığım tek vesait adlı senaryodan bir kısım. Beğeninize sunmak istedim.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder